konektıng pipıl

18/3/2009 - bir varMIŞ bir yokMUŞ

Bir varMIŞ bir yokMUŞ

 

 

Çocukluk güzelmiş dostlar.. büyümeye başlayınca anladım.. ama hayat çocuk mocuk dinlemiyormuş.. bazen sevindiriyor, bazen üzüyor, bazen yoruyor, bazen gülüyor, bazen ağlıyormuş… bir üzüm yedirip bin tokat atıyormuş.. çocuk denen şeyin bunlardan haberi yokmuş.. çocuğun tek yaptığı oyunlar oynamak ve hayatı o oyunlar kadar eğlenceli ve masum sanmak.. 

Hayatın ‘’yakan top’’u tam on iki’den vuruyor..

Atladığın ipler kırbaç olup sırtında patlıyor..

Saklanamayanlar ebeleniyormuş…

Eve her girdiğinde üstüne başına çamur, yanaklarına elma şekeri bulaştırdığın için sana kızgın şefkatiyle bakan anneni bulabileceğini zannedermişsin..

Annene kızdığında koynuna saklandığın dedenin ölmesi, aklından bir kere bile geçmezmiş..

Çünkü dedeler ölmez!miş…

Elini tuttuğunda hiç bir şey’den korkmadığın babanın elini istediğin zaman tutarsın sanmışsın..

Yalnızlık okkalı tokadını atınca ‘’sanırım büyüdüm’’ demişsin.. hayatın türlü oyunlarında, bir varmışsın bir yomuşsun..

 

                                                               Büşra KAHRAMAN

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

16/3/2009 - Periblem Çocuk

bu ilham perisi denen şey eğer gerçekten varsa buradan kendisine seslenmek istiyorum.. allah belanı versin..
kardeşiiiim geliyorsan gel gelmiyorsan da öyle sağ gösterip sol çakma.. yok hani bu bana muhtaç, ben olmadan birşey yapamaz, bi kahvemi içeyim öyle giderim triplerinden vazgeç.. hatta sana Athenadan, nakaratını kendi çabalarımla çok geç keşfedebildiğim ''bana trip yapma'' adlı parçayı armağan ediyorum.. hem nesin ki sen ben seni adam yerine koyup şarkı armağan ediyorum? ne idüğü belirsiz bi dımbılsın sen.. sizde cinsiyet ayrımı var mı mesela?  gelinler peri kızı gibi olabiliyor da, damatlar peri erkeği gibi olamıyor mu mesela? hani? sustun kaldın?
bak nasılda çıkıyor kelimeler, gompileks! cümleler.. demek ki hiçbir işin olmadığı gibi bu işin de sırrı sende değilmiş.. bak ben sana söyleyeyim ileride lazım olur.. bu işin sırrı önümde duran bir fincan kahveden çıkan dumanda... işte o duman adama böyle sonu gelmeyesice tamlamalar yaptırır...
yani yıllarca milleti kandırmışsın, ''ilham perisi'' diye bir safsata dolaşıyor ortada..
sen nasıl ilham verebilirsin ki bi insana?
senin giydiğin kıyafeti irdeleyecek olsam, beyinsizin tekisin ya sen.. altında tülden yapılmış bir karış etek, çırpı bacakları saran pembe külotlu çorap, ha birde kafanın etrafında dolanan yıldızlar var, onlar da teknolojinin gelişmesiyle siz perilerde meydana gelen bir adaptasyon olmalı.. hiç mi aynaya bakmıyorsun allah aşkına? şu tipinden süzülen salaklığa bi bak bi hayatı sorgula, çıkar o seni sevimli gösterdiğini zannettiğin kanatlarını...
bir de benim gözümden bak kendine.. bak nasıl da tiksineceksin kendinden.. intihar etmek isteyeceksin... ''bana harakiri yapmayı öğret'' diye yalvaracaksın bana...
senin yüzünden perihan'ları sevmiyorum, peripella çukulataları yiyemiyorum, pembe külotlu çorap giyen kızlara önyargılı yaklaşıyorum..
bi çık git hayatımdan ya..zaten sorun bende değil sende!..
neymiş...ilham perisi... allah kahretsin öyle periyi ya...
sen önce eşyanın tabiatını çöz sığır!..

                                                                Büşra KAHRAMAN
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/3/2009 - Kanım Çekti

Elbette bende isterim emeklemeden koşmayı,
küçük bir oyun içinde önemli kişi olmayı,
düğünlerde piste atlayıp kolbastı oynamayı...

Sözlerime şebnem ferahla birlikte yaptığımız bu güzel çalışmanın dizeleriyle başlamak istedim.. çünkü kolbastıdan yola çıkarak birkaç tespitimi paylaşacağım sizlerle.. malumunuz bu ara pek bir revaçta kolbastı.. bende burnumu sokmalıyım, bundan da geri kalmamalıyım dedim kendi kendime..
evet dostlar, kolbastı sayesinde genetik bilimine bir kere daha inandım.. mendel halt etmiş. bu işler öyle bezelye çaprazlamakla, fasulye toplamakla çıkarmakla olmaz. biraz halkın dilinden konuşacaksın..
şöyle ki; genetik yapısı iki koldan da karadeniz yöresinin böğrüne dayanan ben; kemençeyle hiçbir alakam olmadığı, hatta sesini bile sevmediğim halde, kemençe ritimleri duyduğumda neden sağ bacağımda bir hareketlenme meydana geliyor? neden düğünlerde bilmediğim halde ''hop hop AHA, zart zurt AHA, cart curt AHA..'' diyerekten oynanan karadeniz oyununu oynamak istiyorum? ve neden piste çıkıp rezil olacağımı bile bile bu oyunu oynuyorum??
işte bunu mendelin bezelyeleri açıklayamaz.. Çünkü ben; yeri geldi en ağır metali dinledim, yeri geldi ''halime gıız çay aşağı gidiyor gaşıyınan gözü gel gel ediyor..'' türküsünü seslendirdim, yeri geldi disko disko partizani eşliğinde eller havaya yaptım..
ama o kemençe sesi yokmu... hiçbiri onun kadar iliklerime işlemedi.. o sesi duyduğumda bütün hücrelerim uyanıyor ve horon tepiyor.. kromozomlarım deliriyor. sanki hepsi horon tepmeye, üç ayak oynamaya programlı.. (manyak mıdır nedir?)
kan çekmesi dedikleri de bu olsa gerek.. kimi insan yazın, deniz kum güneş ister mesela.. hayır ben istemiyorum plajlardaki et yığınlarını.. beni çıkarın yemyeşil dağlara, oksijeni, sadeliği, bozulmamış güzelliği içime çekeyim.. tam bir dağ ayısıyım ben.. hani şu Alp'lerde şuursuzca koşturan velet Heidi varya işte ona hep özenmişimdir ben.. pis heidi kaka heidi..
ankara ritimleriyle karışık hoptek müziği duyunca da kolbastı kompetanıymışçasına oynamışımdır ben..''ankara ne alaka hani karadenizliydin sen?'' diyeceksin biliyorum.. dur önyargılı olma hemen.. yapılan araştırmalara göre bizim MÖ den önceki(anlatım bozukluğunun farkındayım) dedeler iç anadoludan göçmüşler karadenize..
o günden bu güne benim iç anadolulu dedemin oynak genleri nesilden nesile, zıplayaraktan, tek tek basaraktan bade süzerekten ve inci dizerekten bana kadar gelmiş...
sonunda böyle ''ortaya karışık'' diyebileceğimiz bi velet gelmiş meydana..
muhlama, çay, üç ayak, dağ, tepe, fındık, yeşillik...
canım çekmiyor bunları... kanım çekiyor..

Büşra KAHRAMAN
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

28/2/2009 - Tuzluk

Sen varya sen.. kazmasın sen.. hanzosun sen.. dümbüksün ya sen.. bu üçünü toplasan senden daha nitelikli birşey çıkar ortaya.. gaydırı guppak cemileden daha kavranılmazsın sen.. ama bende az salak sayılmam tabi.. senin bu kendi içinde tutarlı, hödük hallerine rağmen sevdim seni, tuttum içimde..
evet tuttum, ama çişimi tutar gibi tuttum.. sayende seni sevmekle çiş tutmak arasında bi fark kalmadı.. hani o yoğun basınç vurur ya insanın karnına.. turgor basıncı deriz biz biyologlar ona.. işte senin kalbime yaptığın, fazlalığından ileri gelen o basınç, beni tuvalete itti.. var gerisini sen düşün...
işin güzel tarafı artık seni ekmeği tuza banıp yer gibi sevmiyorum.. nasıl seveyim (salak mıdır nedir)? bir tuzluk kadar değerin yokken bende..
kim bilir belkide hayatıma giren bir başka kişi üre olarak böbreklerimde değilde, kan olarak damarlarımda dolaşır, beynime uğrar, kalbime ulaşır...

Büşra KAHRAMAN

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

17/8/2008 - ViTaMiN---__-__-...

Off
Üzülme bebegim sakin üzülme
Olmadi iste ayrildik
Kizmadim sana kizamiyorum yeter ki sen üzülme
Ben sana hiç kiyar miyim
Yani o kadar da hiyar miyim
Hiyar dedim de aklima geldi
Yeni sevgilinle aran nasil?
O da seni benim seni sevdigim gibi çok seviyor mu?
Ara sira görüselim olur mu?
Misafir ol gel bana yumurta kirayim sana
Param pulum yok ama borç yazdiririz bakkala
Seni nasil sevdigim senin umrumda degil
Hatirlar misin bilmem o Mahmur beste çalar Müjgan ile ben fenalasirdik
Ha sahi geçen gün bekledim seni saza niye gelmedin?
Seni bilmem ama ben acayip gaza geldim sonra soda içtim geçti
Hatirlamali, sevgiyle anmali, unutmamali, inciltmemeli,
uçanmemeli, kaçanmemeli, tutanmemeli, öbürüde gelmis hani bana hani bana demis
Biliyorsun ne yapsam ayrilamam senden
Hafife alma ask vurur insana bir de yer vurur sonra masa tenisi
Bu kadar kolay sanma ilvanlim, ilvanlim, ilvanlim aman neyse...
Sen çok güzelsin ama a acayipsin b acayipsin c hiç biri d hepsi senin
Hatirlar misin sazlar çalinirdi Çamlicanin bahçelerinde benimde arabanin teybini çalmislardi
Simdi de seni çaldilar benden
Ve simdi içiyorum her gece, her gece baska bir iskembe
Paça, tuzlama, kokoreç, kelle gel beni kismen yelle
He unutmadan ebabil bir kussa saka daha kustur
Saka kus olarak kalacaktir kustur kus olacaktir
Kustu, kustunuz, kustular, kusarlar
Siirime burda son verirkene bi dakka doktor bey geliyorum
Siirime burda son verirkene seni çok sevdigimi söylemek istiyorum
Ha bi de yeni kedi aldim o da çok seker
Yasli gitti sen geldim, aç koynunu ben.....

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/4/2008 - İçi Dolu Turşucuk

İÇİ DOLU TURŞUCUK

 

Ben hep böyleyim! Portakalda vitaminken, embriyoyken, korpus luteum’a tutunurken..yalnızdım.. kalabalıkları sevmezdim pek..bugünkü sinamekiliğimi o günkü yalnızlığıma borçluyum diyebilirim. O zamanlar, yani ben mayoz bölünürkene, damarlarıma işlemiş…ha şimdi diyeceksin hangimiz mayoz bölünmedik ki? Hepimiz bölündük. Evet bölündük. Farklı farklıyız..bende bu alemi cihan içinde küçük bir ‘’fark’’ım işte..

 

Çocuktum, ufacıktım, mini mini minnacıktım, hatta içi dolu bir turşucuktum bazen.o aralar severdim insanları, benimle oynayan ablaları, dövmesi olan sakızları, mahalle oyunlarını, en çokta ‘’ortada sıçanlar’’ı…hiçbir şeyden haberi olmayan bir turşucuktum çünkü..belkide salatalık turşusu.. hatta ‘’hıyar’’ denebilecek kadar basiretsiz…

 

Sonra insanların ve hayvanların genelde en çirkin olduğu ‘’8-15 yaş arası evresi’’ni şereflendirdim..aha da tam bu esnada, parayı verip de düdüğü çalamayan, bal tutup da parmağını yalayamayan bir kaşkaval edasıyla yaşıyordum.. tokadı yeyip gözlerini faltaşı gibi açtığı halde duygularını harekete geçiremeyen, olduğu yere saplanıp bir şeylere mana vermeye çalışan, işin kötüsü neye mana vereceğini de bilmeyen, rüzgar nereye ben oraya modunda olduğu halde bunun bile farkında olmayan bir kaşkaval…bu evrenin insanları genelde böyle tamamlarlar 15 yaşlarını.. anlamakla anlamamak arasında gidip gelir.. gidiiip geliiir… gidiiiip gelir… gidiiiip geliiir… hatta med cezir !!?

 

Her şey 18 yaşına gelip bir şeylerin farkına varana veya vardığını sanana kadar (veya diyorum.çünkü,.daha genciz, tecrübe sıfır, deneyim hafif miktarda..) olsun! En azından 18 yaşın bir başlangıç olduğunu biliyorum.. evrensel gerçekler bunlar kes sesini okumaya devam et! Kişiliğin oturmasına ramak kala , ‘’kodum mu oturtum’’ ların, ‘’şşt yavrum’’ ların, ‘’ehueheueheh’’ lerin, içine kapanmaların, dışa vurumların, saçmalamaların bazen tavan bazen taban yaptığı evredir…bünyeden bünyeye farklılık gösterir..güzeldir… yaşasın’dır…

 

Sahi bende 18 yaşına geldim… aman ne iyi ettim.. buradan sonra renklendi benim filmim.. artık ne insanları, ne benimle oynayan ablaları ne de ‘’balıklı dövme çıktı yaşasın!! ‘’ sakızları sevmiyorum.. çünkü bunların bir kısmı kelek attı tedavülden kalktı ;) bir kısmı yok.. bir kısmı yok denecek kadar az… ben o cüzi kalabalıkla idare edeyim dedim.. bir sürü arkadaşım, kankam ve türevleri oldu…iyi ki de oldu! Tecrübe tecrübe diyordun. Al sana tecrübe! İyi oldu sana. Oh oldu!! (:

Ama var ya.. insana ne türev ne de integral lazımmış.. en sonunda bir dostum oldu… ondan sonra açtım ağzımı yumdum gözümü.. susturabilene hayret doğrusu.. yani aşk olsun..

Aman bu ne pislikmiş be! Çevrem ne kadar pislenmiş benim.. meğer bana,içine çöp atılmasını bekleyen içi boş bir çöp kutusu muamelesi yapılmış

.. etrafım janjanlı çöplerle doluymuş.. hepsi parlıyormuş yanımda ama içleri boşmuş aslında.. ;)) çoğu fısı fısına gülmüş durmuş bana… farkında olmadan her gece dönülmez akşamın ufkundaymışım.. gönül hicranla dolmuş.. falan filanmış meğer..

 

Beyinler özgür değil..  ‘’benim çevrem..’’ ler kir pas içinde kalmış.. herkes birbirine endeksli.. bundan fazlası da; insan pisliliği=çevre kirliliği…

 

 

                                     BBÜÜŞŞRRAA KAHRAMAN :)

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/2/2008 - İsyanım Var!

hepimiz televizyon izleriz.. izlediklerimizde bellidir.. ehven olmasada, büyük kanallar..

peki hiç televizyonun fakir ama gururlu kanallarını izlediniz mi?

ben bir kere izleyecek oldum.. oralarda hayat biraz daha farklı sanırım.. şöyle bir baktığınızda herşey iyi, güzel, hoş, hopaşinanay ama genellikle bir mantıksızlık silsilesi hakim...

tek başına mutlu ve şuursuzca horon çekenler, cennetle müjdelenmişçesine eğlenenler, güzelim kumsal dururken ille de suyun içinden koşanlar.. fakat beni en çok etkileyen elazığ yollarını ferrari ile arşınlayan sevdalı gencin, hazin mi desem, tuhaf mı desem, güzel mi desem.. ne diyeceğimi bilemedim.. adını koyamadığım hikayesi.. biraz da omuz çalışılmış olsa gerek ki; deri ceket bedene cuk oturmuş.. buraya kadar herşey müsbet olsa da bundan sonrası paradoksun önde gideni bence.. ya da farklı bir sanat anlayışı..

sevdiğini dağdan, taştan, çiçekten, bilimum böcekten ve her türlü haşereden kıskanan aşırı sevdalı genç, ''ilginç bayan''a, kaşlarını çatıyor, gözlerinden ateş çıkarıyor, yumruk atmamk için kendini zor tutuyor.. ama bütün bunlar ''seni manyaklar gibi kıskanıyorum'' derken oluyor... ve bu bilinmezlik yaşanırken ''ilginç bayan'' sırıtıyor..

haydaa!! kardeşim madem kıskanıyorsun kızı her, deri ceketi üstüne cuk oturan aşık gibi, çiçek hediye et, balon uçurun, kalpli yastıklar al, elma şekeri yiyn birlikte...

gerçi sizinkide ekmek parası, öyle ışıklı mışıklı efektlere para yetmiyor dimi?.. asıl manyaklık bu tuhaf fantazinin mimarı olan yönetmende...

zaten ben çikita muz'a gereğinden fazla duygu yüklenip şarkı yazılmasından sonra müziğe olan inancımı yitirdim...tekrar inanır mıyım? bilmem....

 

 

                                          BÜŞRA KAHRAMAN

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/1/2008 - henüz öyle bir BAŞLIK yook!!

                                                 S.O.S.

 

4 yanlışın 1 doğruyu götürdüğü şu günlerde nefes almak, ders çalışmak ve yemek yeme fiilleri dışında yaptığımız sayılı aksiyonlardan olan ''hayal kurma'' eylemi, sona yaklaştıkça daha manidar, gerçekçi ve samimi olmaya başladı.. evet mevzu öss...

zaman geçmiş ve bir bakmışsınız annesinin minik yavrusu, annesinin koca kazuleti olup çıkmış.. tıpış tıpış yürümüş, koşmuş, düşmüş, kalkmış ve öss gelip çatmış.. on yedi'li yaşların tadına henüz varmışken öss kaşlarını çatarak: ''o gözlerin varya, benim olacaksın delikanlıca..'' diyor.. adeta nirvanaya ulaşmış bir minibüs/kamyon şoförü edasıyla..

el mahkumdur.. çalışmaktan başka çare yoktur.. ve öss zordur, yorar, hırpalar.. iflahını keser adamın.. güzelim gençlik mevsiminin en afet yıllarının, üç saatlik, ipe sapa gelmez bir sınav için mundar edilmesi istenir.. fakat genç insanın gerçekten ders çalışmak istediği nerede görülmüştür?.. daha doğrusu görülmüş müdür?.. görüldüyse de o müstesna ademoğluna şöyle bir ''hadi yaa..'' bakışı atılmamış mıdır?..

belki 654973.... bin köfte arasından sıyrılıp ilk üç yüz bin arasına sızmak her babayiğidin harcı değil, ancak biyoloji okumayacak olduktan sonra, bana ne ineğin sindirim kanalına yerleşmiş selüloz parçalayan bakteriden.. bana ne deniz gülü ile yengecin arasındaki düzeyli ilişkiden..

çalışacağız lakin, benim adil olmayan bir sınav için metamorfoz geçirmeye hiç niyetim yok.. literatürde ''inek'' olarak da tabir edilen cevval arkadaşlarım, emeğinize saygım var ama çalışacağım diye boyut değiştirmeye, sıkılmaya, kasılmaya ve hatta bazen psikopat olmaya gerek yok... bırakın zaman aksın, solucanlar trake solunumu yapsın.. siz elinizden geleni ardınıza koymayın, gerisi nasip kısmet olarak size geri dönecektir zaten...

formüller içinde istemeden de olsa ''zırvana'' ya ulaşmış bir öss mağduru olarak bütün rakiplerime başarılar dilememi beklemiyorsunuz herhalde... çalışan kazansın kardeşim.. haydeee...

 

 

                                                              BÜŞRA KAHRAMAN

 

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27/10/2007 - WELCOME TO HOŞGÖRÜ

HOŞGÖRÜLESİCELER

 

Sözde medeniyetin gerçek merkezi, demokrasinin kendilerinden başka herkese dokunabildiği, ifade ve basın özgürlüğünün hakaretle aynı kefeye koyulabildiği, garip ama gerçek bir kıtadır Avrupa...

Gidilip görülesi yerleri olmasa, pek de önemi yoktur aslında..

Bütün dinlerin barış içinde yaşamasını istiyor galiba(!)..

İnsan haklarından bol bol bahseder mesela.. pratiğe gelince ‘’çifte standart’’ olayı yetişir imdatlarına..

Şu teknolojin de olmasa sen nesin ki Avrupa?..

Tunç kafiye de hoş oldu bu arada..

Dur dur yanlış anlama hemen.. sözümüz yüksek promilii beyinlere sadece.. hani şu; kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela olan, tek dişi kalmış tiplere..

Tek dişliliğin verdiği canavarlıkla insanların dini duygularına saldıranlara..

Evet, bu yapılan iğrençti.. ve bunu ifade özgürlüğü adı altında basının savunması daha iğrençti.. bazı batılı düşünürlerin ‘’İslam dünyasını hoşgörü sınavına tabi tutalım’’ tavrı daha da iğrençti.. Fransa, İtalya, Hollanda, Almanya ve İspanya’nın, Danimarka’ya karikatürleri yayımlayarak destek vermesi yok mu.. bu da iğrençti..

İlginç(!).. bu kadar iğrençliğin, insan haklarını bağrına basmış Avrupa’da meydana gelmesi çok tuhaf !.. ahanda buradan yak.. çaylar benden..

Aslında hayattaki tek düsturu savaş olan bir milletin bu hareketi, pek de yadırganır cinsten değil.. ama fış fış kayıkçının küreği kadar mantıksız olduğu açıktır..

Ha, yüzyıllar önce yaşamış insanların vizyonuna, hoşgörüsüne, mükemmelliğine, 21. yüzyıl şartlarında sahip olamıyor olabilirsin, aranızdan bir Mevlana, bir Yunus Emre, bir Hoca Nasreddin çıkaramayınca başka çare kalmıyor haliyle..

Ama ‘’ben medeniyetleri çatıştırayım da...’’ şeklinde başlayan tavırların hiç hoş değil.. yani, bu ne hazımsızlıktır, bu ne rezilliktir, bu ne kasap et derdinde koyun can derdindeciliktir, bu ne bana dokunmayan yılan bin yaşasıncılıktır, bu ne ben medeniyetin çatışanını severimciliktir...

Bu sadece bir karikatür olayı değildir.. insanlığın tarih boyunca kutsal saydığı peygamberlik makamına yapılmış zavallı bir iğrençliktir..

Ama şu bilinmelidir ki; 1400 yıl önce insanlığa şefkat parmaklarıyla dokunan ve o dokunuşla, İmam-ı Azam’lar, Mevlana’lar, Bismark’lar, Tolstoy’lar yetiştiren efendimizin parmak izleri, ne gönüllerden ne de Ay’da bıraktığı izden kıyamete kadar silinmeyecektir..

 

                                      Büşra KAHRAMAN

                                      14.10.07

                                     ADAPAZARI

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/8/2007 - İlham Nerdesin? Yine Bittin Nerelere Gittin Ben Seni Göremeden..

Hooooooopppss gene geldi benimki! İlham canım! İlham… hani şu sürekli benden kaçan.. kaleme kağıda zor sarılıyorum şu geldiği zaman… gider diye o kadar korkuyorum ki.. sanki o benim kıymetlim.. ‘’Allah Allah sen kim oluyorsun yaa’’ da diyemiyorsun bu efendiye.. çünkü gerçekten kıymetli.. az bulunuyor.. en azından bende, çok nadir bulunuyor :)  ben de kaçırmıyorum tabii.. ee efem hayran kitleme başka türlü nasıl hitap edebilirim ? (:

Yani ambiyans bile yaptım ben bunun için. Şöyle ki; gözlükler, perdeleri açık penceresi hafif aralanmış loş bir oda, 1 fincan gayfe(nesgayfe)..ee daha ne olsun bi puromla fularım eksik ama oda bana hitap etmiyor üzgünüm yani bu kadar yem’ e de gelmeyecek ilhamın ben ..vayy annağn babağn kemüüğğnee… diye serzenirim yani…. Hele de şöyle konunun tam ortasında kaçmıyor mu… kantarın topuzunu tekmeliyor bazen… neyse bir şeklide bitecekti bu yazıda.. böyle bitecekmiş..bitmeliymiş…bitiyor.. ilham gitti yazı biti…

Yorum (11) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

birinciderecedenbirbilinmeyenlidenklemm@hotmail.com ''2 m''

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

mancabali28